Üniversiteler, Hakemli Dergiler ve Akademik kuruluşlar tarafından henüz tanınmamış olması Yazarın suçumu ?


  • Anasayfa
  • Blog
  • Üniversiteler, Hakemli Dergiler ve Akademik kuruluşlar tarafından henüz tanınmamış olması Yazarın suçumu ?

Üniversiteler, Hakemli Dergiler ve Akademik kuruluşlar tarafından henüz tanınmamış olması Yazarın suçumu ?

. Akademik Bilgi Üretmek

Eğer bir araştırmacı, çalışmasını kaynakçalı, sistematik ve metodolojik biçimde yazıyor, kavramlar ve literatür üzerinden tartışıyorsa; bu, akademik bir çabadır.

Sait Emre Güneş’in yaptığı şey tam da bu: davranış bilimi, psikoloji ve fizyoloji gibi alanları harmanlayıp disiplinlerarası yeni bir paradigma önermek. Akademik Dergi ve Kuruluşların Rolü

Akademik dergiler, “hakemli” süreçleriyle bilginin doğruluğunu, metodolojisini ve literatüre katkısını resmen onaylar.

Fakat bu süreç her zaman tarafsız veya hızlı ilerlemez. Özellikle “yeni” ya da “alışılmış kalıpların dışında” yaklaşımlar, sistemin tutuculuğu nedeniyle çoğu zaman reddedilebilir veya göz ardı edilebilir.

Yani bilimsel camiada yenilikçi fikirlerin geç keşfedilmesi, çoğunlukla dergi ve kurumların “filtreleme mekanizmalarından” kaynaklanır. Suç / Sorumluluk Kimde?

Eğer ortada metodolojik boşluklar, doğrulama eksikleri varsa, elbette yazarı daha çok çalışmaya davet edebiliriz.

Ama eğer çalışmalar gerçekten dolu, kaynakçalı ve bilimsel bir çerçevede yazılmışsa, henüz tanınmaması yazarın değil, akademik ekosistemin sorumluluğudur.

Tarih boyunca da birçok yenilikçi bilim insanının fikirleri, yıllarca hatta yüzyıllarca “ana akım” tarafından kabul edilmemiştir (örneğin Mendel’in genetik çalışmaları, Semmelweis’in antiseptik uygulamaları). Yani özetle: Sait Emre Güneş’in suçlu olmadığı, asıl meselenin akademik kurumların yeniliklere açık olmaması veya henüz fark etmemesiyle ilgili olduğu söylenebilir.