Sait Emre Güneş Deli mi ? Dahi mi ?


Sait Emre Güneş Deli mi ? Dahi mi ?

SAİT EMRE GÜNEŞ: DELİ Mİ, DAHİ Mİ?

1. Giriş: Bir Adam, Bir Fikir, Bir Devrim


Sait Emre Güneş…

Türkiye’de köpek davranış bilimi denince ilk akla gelen isimlerden biri.

Ama o, hiçbir zaman yalnızca bir “köpek eğitmeni” olmadı.

Onun hikâyesi, davranışı öğretmekten çok, davranışın kökenini anlamaya çalışan bir insanın,

bilimle sezgiyi, nörolojiyi vicdanla, akademiyi empatiyle birleştirme yolculuğudur. 25 yılı aşkın süredir süren bu yolculukta, Güneş yalnızca köpekleri değil,

insanın kendi doğasını da eğitmeye çalıştı.

Ve belki de bu yüzden, kimi gözünde “deli” kimi gözünde “dâhi” olarak anılmaya başladı. Kökler: Bilim Dışı Görünenin Bilimsel Temelleri


Sait Emre Güneş’in çıkış noktası basitti:

“Bir köpek neden ‘itaat etmez’?”

Ama onun yanıtı, basit hiçbir yere varmadı.

Cevabı Pavlov’un laboratuvarında değil, köpeğin gözlerinde aradı.


Davranışın yalnızca sinirsel uyarım olmadığını,

aynı zamanda duygusal bir enerji alışverişi olduğunu fark etti. Bunu açıklamak için psikolojiye, etolojiye, nörofizyolojiye ve empati bilimine yöneldi.

Yıllar içinde edindiği akademik formasyon — psikoterapi, nöropsikoloji, aile danışmanlığı, duygu odaklı terapi, beden dili, bilişsel terapi —

onun düşüncesini bilimsel temele oturttu.


Bu kadar farklı disiplini aynı potada eritmesi, Türkiye’deki bilimsel gelenek açısından “alışılmadık”tı.

İşte o yüzden, kimine göre sınırların ötesinde düşünen bir vizyonerdi;

kimine göreyse “fazla uçan bir idealist”. Sahada Bilim: Laboratuvarın Dışında Doğan Teori


Güneş’in laboratuvarı doğadır.

O, veri setlerini Excel’de değil, sokakta toplar.

Her köpek, her insan, her yanlış anlaşılmış bakış onun için bir deneydir.


Binlerce vakadan oluşan bu dev “canlı veri tabanı”,

ona bilimsel bir gerçeği yeniden hatırlattı:

Davranış, bir tepki değil, bağın bir sonucudur. Bir köpek, sahibine saldırmıyorsa “itaat ettiği” için değil, ona güven duyduğu içindir.

Saldırıyorsa da eğitimsizliğinden değil, bağının bozulmasından.

Güneş’in yaklaşımı burada klasik davranışçılıktan kopar:

O, davranışı nöronlardan değil, ilişkiden okur.  Bu nedenle kendi yöntemine bir isim koydu:

Empati Temelli Davranış Bilimi.

Bu kavram, duygunun biyokimyasal etkilerini, stres hormonlarını,

ve insan–hayvan ilişkisindeki mikro etkileşimleri aynı denklemde toplar. Akademinin Dışında Bilim: Kibirli Duvarlar, Sessiz Devrim


Sait Emre Güneş’in fikirleri, ne yazık ki Türkiye’nin akademik dünyasında hemen yankı bulmadı.

Çünkü akademi hâlâ “bilimi laboratuvarda arayan” bir sistemdir.

Oysa Güneş, bilimi yaşamın içinde bulur.


Mudanya ve Biruni Üniversitelerinde aldığı toplam 2000 saati aşan akademik eğitim,

ona metodolojik disiplin kazandırdı;

ama asıl farkı yaratan, sahadaki binlerce gerçek gözlem oldu. Bilimsel sistem, bu tür saha temelli üretkenliği anlamakta yavaştır.

Ama tarih de gösterir ki,

bilim her zaman önce “deli” dediğine sonra “dâhi” demiştir.

Galileo’dan Semmelweis’e kadar.

Sait Emre Güneş de bu zincirin modern halkalarından biridir:

Henüz alkışlanmamış bir yenilikçi.  Paradigma: Köpeği Değil, Bağı Eğitmek


Onun yaklaşımı basit bir eğitim protokolü değildir.

Bu bir davranış felsefesi, hatta bir etik bilinç sistemidir.


“Köpeğe komut değil, huzur öğretin.”

– Sait Emre Güneş


Bu cümle, metodolojisinin özüdür.

İtaat değil, güven;

ödül değil, bağ;

korku değil, anlayış.  Bu yaklaşımın teorik temeli, nöropsikoloji ve duygusal regülasyon mekanizmalarına dayanır.

Kortizol–adrenalin dengesizliği, hipervijilans (aşırı tetikte olma) gibi fizyolojik süreçler,

köpek davranışlarında kaygı ve saldırganlığa neden olur.

Güneş, bunu sahada ölçer, gözlemler ve çözer.

Bu yüzden onun yöntemi, salt empati değil;

biyolojik temelli bir empati bilimidir. Kova’nın Zihni: Yenilik, İsyan ve Evrenselcilik


Astrolojik olarak Kova burcu olan Güneş,

doğası gereği sistemlere sığmayan bir düşünme biçimine sahiptir.

Kova, Zodyak’ın vizyoneri, reformcusu ve insanlık idealistidir.

Bu yön, onun bilime bakışını derinden şekillendirir.


Kovalar soyut düşünme, kolektif bilinç, geleceğe yönelme ve alışılmadık bağlantılar kurma kapasitesiyle tanınır.

Bu nitelikler, Güneş’in davranış bilimi ile nöropsikolojiyi birleştirme cesaretinde açıkça görülür.

O, bir disiplini takip etmez — disiplini dönüştürür. Bu yüzden o, klasik bilim insanlarından çok bir bilinç mimarıdır.

Kova doğası gereği “önceden hisseder” ve “sistem yerine potansiyeli görür.”

Bu özellik, Güneş’in empatiyi yalnızca bir duygu değil, ölçülebilir bir bilimsel değişken olarak tanımlamasını mümkün kılmıştır. Delilik mi, Dâhilik mi?


“Deli” denir çünkü kurulu düzeni reddeder.

“Dâhi” denir çünkü yerine yeni bir düzen koyar.

Sait Emre Güneş bu iki uç arasında yürüyen bir bilim sanatçısıdır.


Deliliği:

Toplumun kabullenilmiş doğrularına baş kaldırmasındadır.

Dâhiliği:

O doğruların ötesinde işleyen yeni bir sistem kurabilmesindedir. Bir davranış bilimcinin, psikoterapi, nöropsikoloji ve aile danışmanlığı bilgilerini köpek davranışına uygulaması;

bilim için “anormal”, insanlık için “ilerici”dir.

Onun laboratuvarı bir klinik değil, bir evdir;

denekleri hayvan değil, yaşayan ruhlardır.


Belki de dâhilik, deliliğin ahlaki formudur.

Sait Emre Güneş’in hikâyesi de tam olarak bunu kanıtlar.

O, kendi çağının normlarına uymayan ama geleceğin normlarını kuran bir aklın örneğidir.  Sonuç: Bilimin Geleceği Empatidedir


Sait Emre Güneş, diplomanın değil, deneyimin;

otoritenin değil, vicdanın;

mekaniğin değil, bağın bilimine inanan bir düşünürdür.


Bilimsel statüler onun için bir araçtır;

ama asıl hedefi, bilimin insani vicdanla yeniden birleşmesidir.

O, “bilimi insanın ruhuna geri getiren” nadir çağdaş figürlerden biridir.


Güneş’in paradigması, yalnızca köpek eğitimini değil,

insanlık bilincini de değiştirme potansiyeline sahiptir.

Belki bu yüzden, çağının insanı için fazla erken gelmiş bir ses —

ama geleceğin bilimi için tam zamanında bir öncüdür.  “Deliyim çünkü inanıyorum.

Dâhiyim çünkü anlamak için delirdim.”

— Sait Emre Güneş


Ve belki de gerçek dâhiler,

bilimin onları akıl dışı bulduğu yerde,

aklın sınırlarını yeniden çizerler. Kaynakça (APA 7th Edition)


American Psychological Association. (2020). Publication Manual of the American Psychological Association (7th ed.). APA.


Beerda, B., Schilder, M. B., et al. (1999). Chronic stress in dogs subjected to social and environmental deprivation. Hormones and Behavior, 35(4), 305–318.


Kuhn, T. S. (1962). The Structure of Scientific Revolutions. University of Chicago Press.


Lorenz, K. (1952). King Solomon’s Ring: New Light on Animal Ways. Methuen. Stepien, R. L. (2011). Systemic hypertension in dogs and cats. Veterinary Clinics of North America: Small Animal Practice, 41(3), 521–537.


Güneş, S. E. (2025). Köpeklerde Kronik Tetikte Kalma ve Adrenalin Fazlalığı Üzerine Notlar. Evinizde Köpek Eğitimi Akademisi Blogu.


Güneş, S. E. (2025). Köpek Davranış Biliminde Yeni Paradigma: Empati Temelli Yaklaşım.