İnsan ve Hayvan Doğasında Kodlar ve Travmalar


  • Anasayfa
  • Blog
  • İnsan ve Hayvan Doğasında Kodlar ve Travmalar

İnsan ve Hayvan Doğasında Kodlar ve Travmalar

Yazan: Sait Emre Güneş. Doğanın Yazdığı Gizli Kodlar


Her canlının doğasında, görünmeyen bir “yazılım” vardır. Bu yazılım, yani kodlama, o canlının nasıl davranacağını, nasıl tepki vereceğini, nasıl bağ kuracağını belirler.

Bir kurt, yavrusunu korumak için ölümü göze alır; bir köpek, insana bakıp ondan yardım ister; bir insan, sevdiklerini korumak için elinden geleni yapar.

Bunların hiçbiri sonradan öğrenilmez — doğanın içine yazılmıştır. Etoloji (davranış bilimi) bize şunu söyler: Her tür, kendi yaşam biçimine uygun şekilde “programlanmıştır.” Kurtlar için sürü bağlılığı, köpekler için insanla iş birliği, insanlar için aile kurma ve sevgi bağı, hep bu kodların eseridir. Genler, Çevre ve Yaşamın El Yazısı


Davranışlarımızı genler belirler, ama onları yaşam şekillendirir.

Genler, beynimizdeki sosyal sistemleri kurar: sevgi hormonu oksitosin, güveni pekiştirir; dopamin, mutluluğu hissettirir; stres genleri tehlikeyi yönetir.

Ama bu sistemlerin nasıl çalışacağı, yaşadıklarımızla değişir. Doğa bize bir hikâye yazar, ama kalemi biz de tutarız.

İyi bir çevre, sevgi, güven ve temas; genlerimizin en güzel yanlarını ortaya çıkarır.

Korku, şiddet, ihmal ve travma ise bu kodları susturabilir.


Kurtlar, Köpekler ve İnsanlar Arasındaki Benzerlik


Kurtlar, doğuştan “aile olma” koduna sahiptir. Birlikte yaşar, birlikte avlanır, birlikte büyürler.


Köpekler, insanla yaşamaya başladıklarında bu kodu değiştirmiştir. Artık sürü değil, insan onların ailesidir. Yardım ister, göz teması kurar, güven arar. Kurtlar, Köpekler ve İnsanlar Arasındaki Benzerlik


Kurtlar, doğuştan “aile olma” koduna sahiptir. Birlikte yaşar, birlikte avlanır, birlikte büyürler.


Köpekler, insanla yaşamaya başladıklarında bu kodu değiştirmiştir. Artık sürü değil, insan onların ailesidir. Yardım ister, göz teması kurar, güven arar.


Aslanlarda bile bu sistem işler: dişiler avlanır, erkekler korur. Kimse “öğretmez”, doğa bunu onlara doğar doğmaz fısıldar.


İnsanlarda da aynı sistem çalışır. Sevgi, bağlanma, ait olma isteği; hepsi doğuştandır. İnsan yalnız kaldığında değil, bağ kurduğunda kendini tamam hisseder. Travmalar: Kodların Sessizleşmesi


Ama bazen yaşam, bu kodları bozar.

Bir travma — kayıp, ihanet, şiddet ya da derin bir korku — beynimizdeki sistemi değiştirir.

Genler aynı kalır ama artık eskisi gibi “konuşmaz.”


Bu, bilimin “epigenetik sessizleşme” dediği şeydir.

Yani genler var, ama üzerlerine toz çökmüş gibidir.

O kişi hâlâ sevgiye muhtaçtır ama güvenemez. Hâlâ bağ kurmak ister ama korkar.

Yalnızlık, geçici bir koruma kalkanı haline gelir.

Doğa, bireyi acıdan korumak için “geri çeker.”. Yeniden Kodlanmak: İyileşmenin Doğal Gücü


İyi haber şu: Bu kodlar yeniden açılabilir.

Doğa, her zaman kendini onarır — bizim beynimiz de öyle.

Sevgi dolu bir ilişki, güvenli bir ortam, dostça bir dokunuş, doğada geçirilen sakin bir an…

Bunlar beynin kimyasını değiştirir, oksitosini artırır, “sosyal bağ kodlarını” yeniden aktif hale getirir.


Tıpkı korkudan uzaklaşan bir köpeğin yeniden güvenmeyi öğrenmesi gibi, insan da yeniden bağ kurabilir.

Travma, bir kırılmadır; ama doğa, kırılan her şeyi onarmayı bilir. Sonuç: Genler Değil, Bağlar İyileştirir


İnsan da hayvan da aynı gerçeği paylaşır:

Davranışlarımız doğadan gelir, ama sevgimiz onları yeniden yazar.


Genetik kodlarımız bizi şekillendirir, ama bağlarımız bizi iyileştirir.

Travmalar kodları sessizleştirebilir, ama empati, temas ve sevgi onları yeniden harekete geçirir.


Doğanın en büyük öğretisi budur:

Kırıldığında bile, her şey yeniden yazılabilir.