İnsan ve Hayvan Doğasında Kodlamalar ve Travmatik Dönüşümler


  • Anasayfa
  • Blog
  • İnsan ve Hayvan Doğasında Kodlamalar ve Travmatik Dönüşümler

İnsan ve Hayvan Doğasında Kodlamalar ve Travmatik Dönüşümler

Anahtar Kelimeler: Etoloji, Genetik Kodlama, Epigenetik, Travmatik Davranış, Sosyal Bağ, Adaptasyon Özet


Bu makale, insan ve hayvan davranışlarının genetik, epigenetik ve çevresel etkileşimler sonucunda nasıl şekillendiğini, bu davranış kalıplarının travmatik deneyimlerle nasıl bozulduğunu ve yeniden nasıl düzenlenebileceğini incelemektedir.

Etoloji, nörobilim ve psikogenetik veriler bir araya getirilerek, “kodlama” kavramı davranışsal düzeyde yeniden yorumlanmıştır.

Hayvan sürülerinde (kurt, köpek, aslan) gözlemlenen sosyal kodlamalar, insanın sosyal ve duygusal davranışlarıyla karşılaştırılarak, türler arası benzerlikler ve farklılıklar ortaya konmuştur. Giriş: Kodlamanın Etolojik Temeli


Etoloji bilimi, davranışların yalnızca öğrenilmiş değil, aynı zamanda biyolojik olarak kodlanmış olduğunu öne sürer (Lorenz, 1971; Tinbergen, 1963).

Bu bağlamda “kodlama”, bir canlının doğuştan sahip olduğu, belirli durumlarda devreye giren davranışsal ve nörofizyolojik şemalardır.

Kurtlarda sürü bağlılığı, köpeklerde insanla iş birliği kurma, aslanlarda koruma refleksi ve insanda aile oluşturma arzusu; bu tür-özgü kodlamaların örnekleridir.


Genetik kodlama, davranışın altyapısını belirleyen genetik ağlardır. Bu ağlar:   Beyindeki sosyal bağlanma sistemleri (oksitosin, dopamin yolağı),


Stres yanıt genleri (örneğin FKBP5, NR3C1),


Empati ve iletişimle ilişkili nörolojik merkezlerle (özellikle prefrontal korteks ve amigdala) etkileşim içindedir (de Waal, 2009; Miklósi, 2015). Bu genetik yapı, canlıya çevresel değişkenlere yanıt verme kapasitesi kazandırır; ancak kodların nasıl “okunduğu” çevreye bağlıdır.

Bu yüzden doğa, davranışları yazarken; yaşam, onları yeniden yazar. Hayvanlarda Kodlanmış Sosyal Davranışlar

2.1. Kurtlarda Aile Kodlaması


Kurtlar (Canis lupus) doğuştan gelen “tek eşli aile sistemi” kodlamasına sahiptir.

Sürü, ebeveyn çift ve yavrularından oluşur; iş birliği, paylaşım ve koruma davranışları genetik olarak içgüdüleşmiştir (Mech, 1999).

Bu sistem, doğrudan hayatta kalma ve soy devamı üzerine kuruludur. Köpeklerde İnsan Yönelimi Kodlaması


Evcilleşme süreciyle birlikte köpeklerde “sürü bağlılığı” kodu, insan merkezli bir sosyal bağlılık modeline dönüşmüştür.

Köpekler, kurtlardan farklı olarak yardıma ihtiyaç duyduklarında insana yönelir, göz teması kurar ve sosyal çözüm arar (Miklósi et al., 2003).

Bu davranış, köpeklerin insanla simbiyotik sosyal bağ kurma genlerinin evrimsel ifadesidir. Aslanlarda Koruma ve Cinsiyet Kodlaması


Aslanlar (Panthera leo) sürülerinde koruma ve görev dağılımı cinsiyet temelli genetik kodlamalara dayanır (Packer & Pusey, 1982).

Erkekler dış savunmadan, dişiler avlanmadan sorumludur.

Bu görevler öğrenilmez; biyolojik olarak kalıtılır.

Örneğin dişi aslan yavruları, yetişkin dişilerin av davranışlarını gözlemleyerek “aktif kodlarını” etkinleştirir (Stander, 1992). İnsanlarda Sosyal Kodlamalar


İnsan türü de evrimsel olarak sosyal yaşam için kodlanmıştır.

Biyolojik kodlamalar, bağlanma, aidiyet, eş seçimi ve grup içinde rol alma gibi davranışların temelinde bulunur.

Bunlar, hem nörolojik hem hormonal mekanizmalarla desteklenir.

Örneğin oksitosin hormonu, hem köpeklerde hem insanlarda sosyal güven ve aidiyet duygusunu güçlendirir (Hare & Tomasello, 2005).  İnsanlarda Sosyal Kodlamalar


İnsan türü de evrimsel olarak sosyal yaşam için kodlanmıştır.

Biyolojik kodlamalar, bağlanma, aidiyet, eş seçimi ve grup içinde rol alma gibi davranışların temelinde bulunur.

Bunlar, hem nörolojik hem hormonal mekanizmalarla desteklenir.

Örneğin oksitosin hormonu, hem köpeklerde hem insanlarda sosyal güven ve aidiyet duygusunu güçlendirir (Hare & Tomasello, 2005).  İnsanlarda Sosyal Kodlamalar


İnsan türü de evrimsel olarak sosyal yaşam için kodlanmıştır.

Biyolojik kodlamalar, bağlanma, aidiyet, eş seçimi ve grup içinde rol alma gibi davranışların temelinde bulunur.

Bunlar, hem nörolojik hem hormonal mekanizmalarla desteklenir.

Örneğin oksitosin hormonu, hem köpeklerde hem insanlarda sosyal güven ve aidiyet duygusunu güçlendirir (Hare & Tomasello, 2005). Bu sistem, aile kurma, empati, fedakârlık gibi davranışların biyolojik alt yapısını oluşturur.

Ancak travmatik deneyimler bu kodların işleyişini kalıcı biçimde etkileyebilir.


4. Travmatik Dönüşümler: Kodların Sessizleşmesi

4.1. Epigenetik Travma Mekanizması


Travmatik yaşantılar, genlerin yapısını değiştirmez; ama hangi genlerin aktif olacağını belirleyen epigenetik sistemleri etkiler. Bu duruma “epigenetik sessizleşme” denir.

Örneğin travma sonrası kişilerde NR3C1 geninde metilasyon artışı gözlenmiştir; bu, stres hormonlarının düzenini bozar (Yehuda et al., 2016).


Sonuçta birey, bağ kurmaktan kaçınma, yalnızlaşma veya sosyal kopuş gibi davranışlar sergileyebilir.

Bu tepkiler genetik değil, gen ifadesi düzeyinde travmatik dönüşümlerdir. Sosyal Kodların Bozulması


Aile içi şiddet, kayıp veya ihanet gibi travmalar; insanın doğuştan gelen bağlanma kodlarını geçici olarak “kapatabilir.”

Bu durumda kişi, doğası gereği sosyal bir varlık olmasına rağmen yalnızlığı güvenli bir alan gibi algılar.

Etolojik açıdan bu, savunma temelli adaptasyon olarak yorumlanır — doğa bireyi korumak için “geri çeker.”

Ancak uzun vadede bu durum sosyal izolasyon ve empatik yoksunluk yaratabilir. Yeniden Kodlanma: İyileşmenin Bilimsel Temeli


Travmatik dönüşümler geri döndürülebilir.

Epigenetik sistemler esnektir; sosyal destek, güvenli bağlar, terapi ve doğayla temas gibi faktörler bu sistemlerin yeniden düzenlenmesini sağlar (Meaney, 2010).


Hayvanlarda da benzer süreçler gözlenmiştir:

Travma geçirmiş köpeklerin, güvenli çevrede yeniden bağ kurma becerileri gelişir;

insanlarda ise uzun süreli güven ilişkileri oksitosin üretimini artırarak “sosyal kodların” yeniden aktifleşmesini sağlar. Bu, hem etolojik hem nörobiyolojik düzeyde “yeniden kodlanma” olarak adlandırılabilir:

Doğa, kırıldığında bile kendini onarma kapasitesine sahiptir.


6. Sonuç


İnsan ve hayvan davranışları, genetik mirasın ve çevresel deneyimlerin sürekli etkileşimiyle biçimlenir.

Her tür, kendi yaşam stratejisini destekleyen kodlara sahiptir;

ancak travmalar bu kodların işleyişini geçici olarak dönüştürebilir. Etolojinin bize öğrettiği temel gerçek şudur:

Davranışlar kırılır, ama yeniden yazılabilir.

Hem insan hem hayvan doğasında iyileşme, genlerin değil, bağların gücüyle başlar. Kaynakça (APA 7)


Bekoff, M. (2018). Canine Confidential: Why Dogs Do What They Do. University of Chicago Press.

de Waal, F. (2009). The Age of Empathy: Nature’s Lessons for a Kinder Society. Harmony Books.

Hare, B., & Tomasello, M. (2005). Human-like social skills in dogs? Trends in Cognitive Sciences, 9(9), 439–444. Lorenz, K. (1971). Studies in Animal and Human Behaviour (Vol. 2). Harvard University Press.

Mech, L. D. (1999). Alpha status, dominance, and division of labor in wolf packs. Canadian Journal of Zoology, 77(8), 1196–1203.

Meaney, M. J. (2010). Epigenetics and the biological definition of gene × environment interactions. Child Development, 81(1), 41–79.  Miklósi, Á. (2015). Dog Behaviour, Evolution, and Cognition (2nd ed.). Oxford University Press.

Miklósi, Á., Polgárdi, R., Topál, J., & Csányi, V. (2003). Use of experimenter-given cues in dogs. Animal Cognition, 6(1), 57–67.

Packer, C., & Pusey, A. E. (1982). Cooperation and competition within coalitions of male lions: Kin selection or game theory? Nature, 296(5859), 740–742.

Stander, P. E. (1992). Cooperative hunting in lions: The role of the individual. Behavioral Ecology and Sociobiology, 29(6), 445–454.

Tinbergen, N. (1963). On aims and methods of ethology. Zeitschrift für Tierpsychologie, 20(4), 410–433. Yehuda, R., Daskalakis, N. P., Desarnaud, F., et al. (2016). Epigenetic biomarkers of PTSD risk. Nature Reviews Neuroscience, 17(10), 641–653.*